A- TARIM VE ORMAN İŞLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞI 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 24.10.1983 tarih ve 2934 sayılı Kanunla değişik 3. maddesi I. fıkrası (A) bendine göre; a) Kamu sektörüne ait tarım ve orman işlerinde ücretle, b) Özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde ücretle ve sürekli olarak, c) Tarım sanatlarına ait işlerde, d) Tarım işyerlerinde yapılan ve tarım işlerinden sayılmayan işlerde, (Tarım işletmesinin içerisinde bulunan atölyelerde - tamirhanelerde çalışanlar gibi) e) Tarım işyeri sayılmayan işyerlerinin park, bahçe, fidanlık ve benzeri işlerinde, çalışanlar hariç olmak üzere tarım işlerinde çalışanlar, bu Kanunun uygulanması bakımından sigortalı sayılmazlar. 506 sayılı Kanunun 3. maddesinin I. fıkrasının (A) bendi 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazete?de yayımlanan 2100 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve 24.11.1977 tarihinden itibaren orman işleri ile kamu veya özel sektöre ait tarım işlerinde ücretle çalışanlar, 506 sayılı Kanun kapsamına alınarak sigortalı sayılmışlardır. Kanunun anılan bendi 26.10.1983 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 01.01.1984 tarihinde yürürlüğe giren 2934 sayılı Kanunla değiştirilerek yeniden düzenlenmiştir. Halen yürürlükte olan bu değişiklik ile, özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde çalışanların sigortalı sayılabilmesi için ücretle çalışmaları yeterli görülmemiş, ücret almaları yanında sürekli olarak çalışmaları koşuluyla sigortalı sayılacakları öngörülmüştür. Orman idarelerinden vahidi fiyat esasına göre iş alan müteahhitler, bu işi bizzat yapmayıp, başkalarını ücretle çalıştırmak suretiyle taahhütlerini yerine getirdikleri takdirde, çalıştırdıkları işçiler sigortalı sayılırlar . Ayrıca, Orman Bakanlığına bağlı ağaçlandırma ve erozyon kontrol ile fidanlık işyerlerinde, vahidi fiyat adı altında, işverenin (Orman Bakanlığının ilgili birimlerinin) denetiminde ve talimatları doğrultusunda belli mesai saatlerinde çalıştırılan kişiler sigortalı sayılırlar. Öte yandan; orman içi kesim, istif, sürütme ve taşıma işleri ile bu işlerin yan işlerini yapılan sözleşme gereği vahidi fiyat esasına göre sonuçlandıran, yüklendiği işte belli mesai saatlerine bağlı olmayan ve bu yönüyle de çalışma biçim ve koşulları bakımından bağımsız çalışanlar, iş aldıkları daire ile aralarındaki bağ istisna akdi olacağından sigortalı sayılmazlar. B- İŞVERENİN EŞİNİN VE ÇOCUKLARININ SİGORTALILIĞI 1- İşverenin Eşinin Sigortalılığı İşverenin ücretsiz çalışan eşi, aile hukukunun öngördüğü karşılıklı yardım görevini yerine getirmesi (Medeni Kanun md. 151) ve aile birliğinin yaşam düzeyinin yükseltilmesini amaçlaması nedeniyle sigortalı sayılmamıştır. Eşin ücretsiz çalışması halinde hizmet akdi teşekkül etmemektedir. Eşin ücretle çalışması durumunda, taraflar arasında hizmet akdinin varlığının kabulü ile sigortalı sayılırlar.
Kanunda ifade edilen eş tabiri, Medeni Kanuna göre evli olanları kapsar. Evlilik dışında karı koca gibi birlikte yaşayanlar, Kanunun bu hükmü dışındadır ve hizmet akdine istinaden çalışmaları durumunda sigortalı sayılırlar
2- İşverenin Çocuklarının Sigortalılığı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununda işverenin çocuklarının sigortalılığına ilişkin özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bunların sigortalılık durumları, Medeni Kanunun aşağıda belirtilen hükümleri çerçevesinde, 506 sayılı Kanunun sigortalı sayılmaya ilişkin genel hükümlerine tabidir. 04.04.1926 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 04.10.1926 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 743 sayılı Türk Medeni Kanununun 271?inci maddesinde; ?Çocuk ile baba veya ana arasında yahut ana ve babanın nef?ine (yararına) olarak çocuk ile üçüncü şahıs arasında yapılacak herhangi bir tasarrufta çocuk borç iltizam etmiş olursa (borç altına girerse) hususi bir vasinin iştiraki (katılması) ve hakimin tasdiki lazımdır? denilmektedir. (Madde metninde belirtilen çocuk tabiri velayet altında-ana ve babanın korunmasında, sorumluluğunda- bulunan mümeyyiz küçükleri kapsamaktadır.) Maddenin açık ifadesinden de anlaşılacağı üzere; Çocuk ile baba veya ana arasında yapılacak herhangi bir tasarrufta çocuk borç altına girerse, sözleşmenin sıhhati hususi bir vasinin iştiraki ve hakimin tasdikine bağlıdır. Bilindiği gibi hizmet akdi iki taraflı akidlerden olup karşılıklı borç doğuran bir akittir. Buna göre çocuk ile baba veya ana arasında yapılmış olan hizmet akdi, hususi bir vasinin iştiraki ve hakimin tasdikini içeriyorsa, çocuğun sigortalı olarak çalıştığının kabulü gerekir. Mümeyyiz küçükler ile baba veya ana arasında yapılacak bir hizmet akdinin bu şartları ihtiva etmemesi durumunda, geçerli bir hizmet akdinden ve dolayısıyla da çocuğun sigortalılığından söz etmek mümkün değildir. Diğer taraftan, Medeni Kanunun, 10?uncu maddesi; ?Mümeyyiz olan reşit medeni hakları kullanmaya selahiyettardır.? 11?inci maddesi; ?Rüşt, 18 yaşın ikmaliyle başlar. Evlenme kişiyi reşit kılar.? 12?nci maddesi; ?Onbeş yaşını ikmal eden küçük, kendi rızası ve ana ve babasının muvafakati (onaması - kabulü) ile mahkemei asliyece mezun kılınabilir. Vesayet altında ise, vasi de dinlenir.? 13?üncü maddesi; ?Yaşının küçüklüğü sebebiyle yahut akıl hastalığı veya akıl zayıflığı veya sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerden biriyle makul surette hareket etmek iktidarından mahrum olmayan her şahıs, Kanuni Medenice mümeyyizdir.? hükümlerini içermekte olup, 18 yaşını bitirmiş, 18 yaşından önce evlenmiş veya kazai rüşt (mahkeme kararı) ile medeni hakları kullanma ehliyeti kazanmış (mümeyyiz reşit) çocuklar sigortalı sayılırlar. Buna karşın mümeyyiz olmayan (gayrı mümeyyiz) kimselerin gerek ana veya babalarına ait işyerinde, gerekse başka bir işverene ait işyerinde çalışmaları durumunda, sigortalı sayılırlar.
C- AYNI KONUTTA BİRLİKTE YAŞAYANLARIN SİGORTALILIĞI Aynı konutta birlikte yaşayan ve üçüncü dereceye kadar (üçüncü derece dahil) olan hısımlar arasında ve aralarında dışardan başka kimse katılmayarak konut içinde yapılan işlerde çalışanlar sigortalı sayılmazlar. Bu maddenin uygulamasında esas olan, çalışılan yerin konut niteliğinde olması ve çalışanların üçüncü derece dahil hısım olmalarıdır. Medeni Kanunun 17 ve 18. maddeleri kan ve sıhri (eşlerden doğan hısımlık - dünür hısımlığı) hısımlık derecelerini tesbit etmiştir. Kan hısımlığı Madde 17: Hısımlığın derecesi, nesillerin adedi ile taayyüm eder (belli olur). Birbirinin sulbünden gelenler arasındaki hısımlık usul ve füru hısımlığı ve birbirinin sülbünden gelmeyip de müşterek bir sublden gelenler arasındaki hısımlık civar hısımlığıdır. Sıhri hısımlık Madde 18: Karı ve kocadan herbirinin kan hısımları diğerinin aynı derecede sıhri hısımları olur. Evlenmenin zevaliyle (son bulmasıyla), sıhri hısımlık zail olmaz (son bulmaz). Medeni Kanununun belirtilen maddelerine göre bir kimsenin hısımlık dereceleri: a) Çocukları, babası ve annesi birinci dereceden b) Torunları, büyükbabalar (dedeler), babaanne ve anneanne ile kardeşleri ikinci dereceden, c) Amca, hala, dayı, teyze, yeğenler (kardeş çocukları) ve torun çocukları üçüncü dereceden, Kan (usul - füru ve civar) hısımlarıdır. Eşlerin herbirinin kan (usul - füru ve civar) hısımları, diğer eşin aynı derecede sıhri hısımlarıdır. Yapılan çalışmada, üçüncü derece dahil hısımların ayrı konutlarda yaşamaları veya üçüncü dereceden sonra gelen hısımların ya da hısım olmayanların çalışmaları durumunda, çalışılan yer işyeri kabul edilerek, hısımlık dereceleri yönünden hiçbir ayırım gözetilmeden (eş ve çocukların durumu ayrıca incelenmek kaydıyla) sigortalı sayılacaklardır.
Ç- EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞI 1475 sayılı İş Kanununun 8?inci maddesi 1?inci fıkrasındaki tanıma göre; ?Nitelikleri bakımından en çok 30 iş günü süren işlere süreksiz iş, bundan fazla süren işlere sürekli iş? denilmektedir. 506 sayılı Kanunun 3. maddesi I. fıkrasının 2100 sayılı Kanunla değiştirilen (D) bendine göre, ev hizmetlerinde ücretle ve sürekli olarak çalışanlar 24.11.1977 tarihinden itibaren sigortalı sayılmıştır. Anılan fıkra metnine göre; Ev (konut) içinde hizmet akdine istinaden aylık ücret karşılığı ve sürekli olarak çalışanlar sigortalı kabul edilecek, sürekli çalışmalarına karşın ücret almayanlar ile her ay tam çalışmayıp, günü birliğine, ayın veya haftanın belirli günlerinde evlere gelerek ev hizmetlerinde çalışanlar sigortalı sayılmazlar.
D- ASKERLİK HİZMETLERİNİ YAPMAKTA OLAN YÜKÜMLÜLER İLE ASKERİ İŞYERLERİNDE ÇALIŞANLARIN SİGORTALILIĞI1- Askeri işyerlerinde çalışanlar Türkiye?de kurulu askeri nitelikteki resmi işyerinde (askeri fırın, dikimevleri, silah fabrikası gibi) hizmet akdine göre çalışanlar 506 sayılı kanuna göre sigortalı sayılırlar 2- Zorunlu askerlik görevini yapmakta olanlar a) Muvazzaf askerliğini yapmakta olanlar, askerlik hizmetleri süresinde sigortalı olmaları gereken bir işte çalışsalar dahi sigortalı sayılmazlar. b) 1111 sayılı Askerlik Kanununun 78. maddesine göre muvazzaf (zorunlu) askerliğini yapmakta olanlara verilecek sıhhi izinlerin (hastalık izinleri) üç ayı, normal izinlerin ise her yıl için bir ayı veya Bakanlar Kurulunca verilecek genel mahiyetteki izin süreleri zorunlu askerlik süresinden sayılmaktadır. Açıklanan bilgilere göre, askerlik hizmet süresinde alınacak sıhhi izinlerin ilk 3 ayında, her yıl için alınabilecek birer aylık izin sürelerinde veya Bakanlar Kurulunca verilecek genel izin sürelerinde sigortalı olmaları gereken bir işte çalışmaları karşılığı sigortalı olamazlar.
E- KANUNLA KURULU EMEKLİ SANDIKLARINA AİDAT ÖDEMEKTE OLANLARIN SIGORTALILIĞI Kanunla kurulu emekli sandıklarına (TC. Emekli Sandığı, Bağ-Kur, 506 sayılı Kanunun geçici 20?nci maddesine göre kurulan sandıklar) aidat ödemekte olanlar, aynı zamanda hizmet akdi ile çalışsalar dahi, bu hizmetleri nedeniyle 506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılmayacaklardır. (2454 sayılı Kanunla kurulu Devlet Demir Yolları ve Liman İşletmeleri Genel Müdürlüğü İşçileri Emekli Sandığı ile 3575 sayılı Kanunla kurulu Askeri Fabrikalar Tekaüt ve Muavenet Sandığı, 991 sayılı Kanunla 01.08.1968 tarihinden itibaren Sosyal Sigortalar Kurumuna devredilmiştir.
|